teknoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
teknoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

LCD Tv'lerde bozulan paneli değiştirmek mantıklı mıdır?

Murat Yaman | 00:41 | | | | | Be the first to comment!

lcd tv panel TV alırken hepimizin bir numaralı tercihi haline gelen LCD televizyonlarda kullanılan panellerin fiyatları sizce ne kadardır?

Digitimes sitesinde yer alan bir raporda, ana ekran büyüklüğü olarak kabul edilen 32" open-cell panellerin 101-105$ arası, 42" full HD LCD panellerin 215-230$ arası fiyatlarda alıcı bulduğu bildirilmiş. Yine aynı raporda, satışları günden güne artış gösteren 55" panellerin fiyatlarının ise yaklaşık 510-530$ civarında olduğu belirtiliyor. (Dikkat! belirtilen fiyatlar LED değil CCFL panel fiyatları)

Bu fiyatlara ithalattan kaynaklanan nakliye ve sigorta ile satıcı karını da koyarsak, basit bir hesapla, 42" Full HD bir LCD televizyon için ödediğimiz ortalama 1.000TL'nin neredeyse %50-55'ini panel için ödüyoruz. Bu oldukça yüksek bir değer...

Diyelim ki bir şekilde kullanıcı hatası nedeniyle panelimiz arızalandı (evde top oynarken kaleciyi aşan top ekranda patladı!). Panel değişiminin bize maliyeti, işçilikle birlikte toplam tv maliyetinin %65-70'ini bulacaktır.

Servis işleten arkadaşlar kızmasın ama böyle bir durumda ben paneli değiştirmem. Zaten %65-70 cebimden çıkacak, aradaki farkı ödemeyi göze alır, gider yeni bir TV satın alırım.
Yazının devamı

Sosyal TV

Murat Yaman | 01:35 | | Be the first to comment!

Doğal afetler ve Arap Baharı gibi toplumsal olaylarda gücünü ve etkisini ortaya koyan sosyal ağlar, insanlar arası sanal iletişimi sınır tanımaz bir noktaya getirdi. Her türlü olay ve durum karşısındaki, duygu, düşünce ve tepkilerimizi anında sanal çevremizle paylaşabiliyoruz.

Paylaşımların meydana getirdiği etkileşimin gücü ise gerçekten inanılmaz. O akşam Twitter'da TT olan bir konunun ertesi gün ülke gündemini meşgul etmesi bunun en bariz örneklerinden biri.

Peki böylesine bir durumda, çoğunlukla bizim isteklerimiz ve beğenilerimiz göz ardı edilerek hazırlanan televizyon programları hakkında ki duygu ve düşüncelerimizi, neden bunları hazırlayanlarla paylaşamıyoruz? Hatta bu programların hazırlanışına katkıda bulunup, yayının gidişatını yönlendiremiyoruz?

İşte televizyon ve internetin aynı anda kullanımı esasına dayanan Sosyal TV, bu soruya verilen bir cevap olarak karşımızda.

Burada, ABD ve İngiltere'den sonra Almanya'da da Sosyal Televizyon örneklerinin görülmeye başladığı ve oldukça da başarılı olduğuna dair bir haber var.

Bavyera Televizyonu tarafından hazırlanan "Rundshow" bu alanda bir ilk oldu. "Rundshow" izleyicileri her programın yapım aşamasında video sohbet programları aracılığıyla hazır bulundu. İzleyiciler yayın aşamasında ise Facebook ve Twitter gibi platformlar üzerinden yorumlarıyla akışı yönlendirdiler. Mobil cihazlar için tasarlanan "Die Macht", Türkçeye "Güç Sizde" olarak çevrilebilecek uygulama da yapım-yönetim sürecine izleyicilerin aktif müdahalesini sağladı. İzleyiciler uygulamayla eş zamanlı anketlerde oy kullanabiliyor, alkış tutabiliyor ve hatta yuhalayabiliyor. "Rundshow"u, aynı zamanda bloguyla tanınan Richard Gutjahr sundu:

"İzleyicileri yapım ekibinin bir parçası olarak görüyorum. Yolladıkları her tweeti, Facebook'a ekledikleri her yorumu okuyoruz. Bunlara tek tek cevap da yazmaya çalışıyoruz. Artık kendileri de yayın yaptıklarından ekran karşısındakiler ekibimizin birer parçası haline gelmiş durumdalar." 
Tükiye'de ki programlarda henüz bu noktaya gelinebilmiş değil. Ancak programın yayını esnasında sosyal ağlar üzerinden yöneltilen beğeni ve eleştiriler bir sonraki yayını kısmen de olsa etkileyebiliyor. Tivilog isimli internet sitesi kullanıcılarına, izlenilen programa internet üzerinden check-in olup, izleme durumunu paylaşmayı, beğenmeyi ve yorumlamayı mümkün kılacak sosyal bir ortam sağlıyor.

Yapımcı şirketler ve kanal yöneticileri, iPhone ve Android telefonlar için uygulamalarını kullanıma sunar ve böyle bir sosyal imkanı seyircilerine sağlarlarsa, sanırım TV yayıncılığı ülkemizde de çok farklı boyutlara taşınacaktır.
Yazının devamı

Beğendiğim Android Telefon Uygulamaları

Murat Yaman | 14:26 | | | Be the first to comment!

Google Play üzerinde birçok uygulama mevcut. Ancak bunlardan bazıları hem tasarımları hem de işlevsellikleri ile ön plana çıkıyorlar. Denediklerim içinde size tavsiye edebileceklerimi aşağıda bulabilirsiniz.

TuneIn Radio
1. TuneIn Radio: Google Play notu 4.6 olan uygulamayı, cep telefonundan radyo dinlemek isteyenlere şiddetle öneriyorum. Öncelikle bu uygulamada radyo dinlemek için kulaklığın cihazınıza takılı olmasına gerek yok. Çünkü uygulama cihazınızın radyosunu değil internet bağlantısını kullanıyor. "Gözat" sekmesinde yer alan "yerel radyo" seçeneği ile bulunduğunuz bölgedeki en popüler radyo istasyonlarını görebilirsiniz. Sevdiğiniz bir istasyonu sağ üst menüde yer alan "kalp" işaretine dokunarak "Ön Ayarlarım" sekmesindeki "Önayarlar" kategorisine kolaylıkla ekleyebilirsiniz. İstasyon dinlerken sağda yer alan "İlgili" menüsüne girdiğinizde ise dinlediğiniz istasyonla benzerlikler gösteren diğer istasyonların bir listesine ulaşabilirsiniz.

Uygulamaya buradan ulaşabilirsiniz.

TAV Mobile
2. TAV Mobile: Google Play notu 4.1 olan uygulamayı, uçakla seyahat eden herkese tavsiye ediyorum. "Flight info" menüsünden, havalimanına gitmeden uçuşunuzun zamanını ve kapı numarasını buradan görebilirsiniz. "City guide" menüsünden müzeler, alış veriş merkezleri ve restaurantların adres ve telefon bilgilerine ulaşabilirsiniz.

Uygulamaya buradan ulaşabilirsiniz.

QR Droid
3. QR Droid: Bu güne kadar birçok QR (Quick Response - Çabuk Tepki) uygulaması denedim. Ancak ücretsiz bir uygulama olan QR Droid bunların hepsinden çok daha fazla başarılı. Google Play notu 4.4 olan uygulama, cihazının kamerasını kullanarak QR kodu okuyor ve sizi hemen ilgili bağlantıya yönlendiriyor. Sınırlı bir süre "reklamsız" olarak indirilebilecek uygulamayı kaçırmayın derim.
QR Droid

Uygulamaya buradan ulaşabilirsiniz.

AVG Antivirus Free
4. AVG Antivirus Free: Facebook sayfanızda, telefonunuzdan paylaşıldığı belirtilen ne idüğü belirsiz saçma sapan paylaşımlar görüyorsanız, telefonunuzda bir yavaşlama olduğunu düşünüyorsanız ya da rehberinizdeki kişisel bilgileri sağda solda paylaşılmış olarak görüyorsanız sizin de cep telefonu virüsleri ile sıkı dostluğunuz başlamış demektir. Google Play notu 4.5 olan, kişisel bilgisayarımızda da kullandığımız AVG Antivirus programı cep telefonunda da güvenliğimizi sağlamaya devam ediyor.

Uygulamaya buradan erişebilirsiniz.

Google Chrome to Phone
5. Google Chrome to Phone: Öncelikle uygulamayı telefonunuza indirip kurun. Daha sonra Chrome Web Mağazası'nda "Chrome to Phone" eklentisini arayıp bilgisayarınıza kurun. Artık internet tarayıcınızdaki herşeyi cep telefonunuza bir fare tıklamasıyla göndermeye hazırsınız. Benim çok işime yarayan, güzel bir uygulama.

Uygulamaya buradan erişebilirsiniz.

Yazının devamı

Teknoloji ve Biz

Murat Yaman | 22:53 | Be the first to comment!

teknoloji

Ömürleri pek de uzun olmayan, sıklıkla yazı yazmaya fırsatımın olmadığı tüm eski bloglarımı burada birleştirme kararı aldım. Diğerlerini yayından kaldıracağım için eski tarihli bazı yazılarımı burada tekrar yayınlıyorum. Umarım ilginizi çeker...

---------------------

Teknoloji; elektronik, bilgisayar ve internet vasıtasıyla hayatımıza bir girdi pir girdi. Aslında hayatımıza girdi doğru cümle değil, hayatımız elektronik, bilgisayar ve internet oldu daha doğru bir tanımlama bence. Reklamlarda bile “bilgisayarın, hayatındır” demiyorlar mı?

Hatırlıyorum, bir zamanlar mail adresi olmayanı işe almadıklarına dair bir hikaye dolaşıyordu ortalıkta. Şimdilerde ise web sitesi veya blogu olmayana kız bile vermiyorlar. Allah'a şükür ki ben erken evlendim, böyle bir derdim yok. Ama sizde üzülmeyin, çünkü çaresi var. Ücretsiz web sitesi ve blog servisleri sayesinde, birkaç dakika içinde web sitesi veya blog sahibi olabiliyorsunuz.

İşimiz gücümüz elektronik, bilgisayar ve internet olunca ister istemez bilgisayarlarda hayatımızın en önemli şahsiyetlerinden biri oluverdi. Eskiden odalara bile zor sığan 30 tonluk bilgisayarlar küçüle küçüle ceplerimize kadar girdi. Artık her yere onunla gider olduk.

1999'da zamanının en canavar makinası olarak aldığım, emektar PIII-550 makinamı artık değiştirmeye karar verdim. Aslında ben kendisinden memnundum ama ilkokul dördüncü sınıftaki oğlumun hesap makinası bile kendisine hız ve işlem gücü olarak fark atar hale gelince fikrim değişti.

Türk Telekom sayesinde kavuştuğumuz, ücretlendirme konusunda benzersiz, kotalama konusunda sınırsız ve artık bir de Turbo olan ADSL bağlantısı sayesinde, evde ve işte herşeyi internetten halleder duruma geldik. Akıllı evlerimizi internetten kumanda edebiliyor yine çocuk bakıcısının o anda ne yaptığını internetten görebiliyoruz.

Peki, teknolojideki bu kadar büyük değişim ve gelişmelerin, günlük hayatımızdaki ve kişiliklerimiz üzerindeki etkileri nasıl oldu dersiniz?

Çocuklarımız arasında yeni bir hastalık büyük bir hızla yayılmaya başladı "İnternet bağımlılığı". Gazete ve TV'lerde birçok anne babanın, çocuklarını tedavi ettirebilmek için kliniklere götürdüklerine şahit oluyoruz. Madde bağımlılığı, alkol ve sigara derken şimdi de bu problemle uğraşır hale geldik.

Yaşanan bu teknolojik gelişim, kendine özgü bir dil ve gramerde oluşturdu. Sesli harflerin kullanılmaması önce cep telefonları ile başladı. MSN ve diğer sohbet programları ile doruğa ulaştı. Oğlumla MSN'de yaptığımız sohbetler, neredeyse Da Vinci’nin şifresini çözme ve anlama yarışmasına dönüyor. Bu arada yalnızca sessiz harflerle oluşturulan yeni kelimelerin arasına yerleştirilebilecek bazı sesli harfler kelimelere bir çok değişik anlam da yükleyebiliyor. Yine Türkçe'ye özgü bazı karakterlerin bilgisayar ve cep telefonu dünyasında rağbet görmemesi yüzünden, bunların yerine çengelsiz ve noktasız olanlarının kullanılmasıda, yazılışları ayrı fakat anlamları aynı bir çok kelimeyi dilimize kattı ve zenginleştirdi.

Elektronik, bilgisayar ve internet teknolojilerinde yaşanan gelişmeler aslında çok sevindirici. Sağladığı kolaylıkları ve faydaları kesinlikle inkar edemeyiz. Ama artık bir süre nefes alıp bizden götürdüklerine de bakmamız gerekmez mi?

Sonra filmlerde gördüğümüz, evrim geçirmiş akıllı makinalara tutsak hale geldiğimizde ya da birinin yanlışlıkla bastığı bir enter tuşu yüzünden dünyamızın altını üstüne getirdiğimizde gerçekten geç ama çok geç kalmış olabiliriz.
Yazının devamı

2010'un en değerli global markaları hangileri?

Murat Yaman | 00:12 | Be the first to comment!

global brands 2010

2010'un en değerli global markaları hangileri? sorusunun cevabını bu bağlantıdaki araştırmada görebilirsiniz.

Yazı biraz uzun ancak, 2009 ve 2010'un müşteriler ve firmalar açısından nasıl geçtiğini çok güzel ve anlaşılabilir bir şekilde anlamamızı sağlıyor.

Araştırmadan ilginizi çekebilecek bir alıntı:

"2010 yılında değerini en fazla arttıran marka olan Apple, marka sadakatinin ve bir markanın tüketicilerini satın almaya yöneltme gücünün güzel bir örneği oldu. Örneğin tüketiciler, iPhone 4'ün anten sorunlarıyla ilgili çıkan haberlere hiç itibar etmediler. Öyle ki ürün daha ilk çıktığı gün 1,5 milyon adet sattı. iPad'le ilgili başlangıçtaki negatif yorumlar, ürünü satın almak isteyenlerin dükkanların önünde uzun kuyruklar oluşturmasını engellemedi. Apple, markasına yaptığı uzun dönemli yatırımlar ve inşa etmiş olduğu marka sadakati sayesinde itibarının zarar görmesini önleyebildi."
Yazının devamı

Apple Sony'i satın mı alıyor?

Murat Yaman | 23:36 | | | Be the first to comment!

apple sony

Apple Sony'i satın mı alıyor?

Eğer bu sorunun cevabı "evet" olursa elektronik dünyasında çok taş yerinden oynar...

Marketing Türkiye Haberler - Apple Sony'i satın mı alıyor?
Yazının devamı

Yeni teknolojiye sahip cihazlardan beklenilen en büyük özellik nedir?

Murat Yaman | 23:55 | 1 Comment so far

connectivity

Telefonu telefon, televizyonu televizyon olarak kullandığımız dönemler artık geride kaldı. Artık telefonumuzla internete girip, televizyon seyredebiliyoruz (bkz: bu konu ile ilgili yazım). 30 ton ağırlığındaki ilk bilgisayardan defalarca kez daha fazla işlem yapabilen bir laptop'ı koltuğumuzun altına koyup dolaşabiliyoruz.

Günümüzde yeni teknolojiye sahip ürünlerde en çok olmasını istediğimiz özellikler; taşınabilirlik, bağlanabilirlik, çok fonksiyonluluk ve tabi ki satın alınabilirlik.

Bence bağlanabilirlik günümüzün yükselen trendi. Aldığımız herhangi bir ürünü evimiz ya da iş yerimizdeki diğer "her türlü" cihazla birlikte kullanabiliyor olmamız o cihaza verdiğiniz parayla daha fazla memnuniyet yaşamamızı sağlıyor.

Sizin bu konudaki düşüncelerinizi öğrenebilmek için yanda bir anket hazırladım. Bir tıklama süresi ayırıp cevaplarsanız çok sevinirim.
Yazının devamı

İnternet neden zevk veriyor?

Murat Yaman | 23:48 | Be the first to comment!

Günümüzün modern dünyasında, bir insanın kendi hayatını kontrol edebileceğini, geleceğini planlayabileceğini ve hatta bu geleceği planladığı şekilde yaşayabileceğini düşünebiliriz.

Ancak pratikte bu pek mümkün olmuyor.

Mühendislik fakültesinde okumayı planlayan bir öğrenci virgülden sonraki yüzler basamağında kendisinden biraz daha yüksek puan alan başka bir öğrenci tarafından geçildiğinde... Plan bitti!

Büyük bir şirkette kariyer planları yapan iki adaydan içeride veya dışarıda güçlü tanıdıkları olan işe girdiğinde özgeçmişi başarılarla dolu olan diğeri için... Plan bitti!

Yağmurda ıslanmamak için üstüne yağmurluk geçirip ayağına çizmelerini giyen, eline de şemsiyesini alan birisi biraz sonra güneşin altında pişmeye başladığında... Plan bitti!

Örnekleri çoğaltabiliriz ama bu hayatı bizim değil başka bir "Gücün" planladığı gerçeğini değiştirmez aksine güçlendirir.

Ancak internet denilen ortamda neyi, nerede ve ne zaman yapacağımıza gerçek hayatta olduğundan daha fazla planlayabilme imkanına sahibiz. Gerçek dünyada asla sahip olamayacağımız güçlere, evlere, arabalara, yeteneklere ve daha fazlasına burada sahip olabilme şansımız var.

Önce kendimiz için olmayan bir dünya var ediyor sonra bu dünyanın tartışmasız "tek hakimi" oluyoruz. Bu da egomuzu fazlasıyla tatmin ediyor ve çok büyük bir zevk alıyoruz.

Lafımın özeti şu ki; acaba internet insanları yarı tanrılaştırdığı için mi diğer her şeyden daha çok seviliyor ve gelişiyor? Siz ne dersiniz?
Yazının devamı