sinema etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sinema etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Hotel Rwanda (Otel Ruanda)

Murat Yaman | 15:21 | | | Be the first to comment!

hotel rwanda

(.) Künye
Tür: Dram, Gerilim, Tarihi, Savaş
Yapım Yılı: 2004 ABD, İngilterei İtalya, Güney Afrika
Süre: 121 dakika
Yönetmen: Terry George
Oyuncular: Don Cheadle, Sophie Okonedo, Ahmed Panchbaya, Nick Nolte, Jean Reno
Senaryo: Keir Pearson, Terry George
Müzik: Rupert Gregson-Williams, Andrea Guerra
Görüntü Yön.: Robert Fraisse
Web sitesi: hotelrwanda

(.) Film Hakkında
Ruanda'da 1994 yılında yaklaşık yüz gün içinde 800.000 Tutsi ve ılımlı Hutu, aşırı uç Hutular (Interahamwe) tarafından öldürülmüştür. Katliam, Tutsi destekli isyancı Ruanda Vatansever Cephesi lideri Paul Kegame'ye bağlı güçlerce, Hutu ağırlıklı hükümetin düşürülmesi ile son bulmuştur. Ardından yönetimden güç alan Tutsilerin öç bahanesiyle saldırması sonucu yüzbinlerce Hutu, komşu ülke Zaire'ye (Kongo Cumhuriyetine) sığınmıştır.

Yaşanan katliamın ardından, sorumluların tespit edilmesi ve yargılanması için çalışmalar yapılmıştır. Ancak sorumluların sayısının fazlalığı ve yaşanan olayların yıkıcılığı yüzünden, yargılamada bazı sorunlar yaşanmıştır. Katliam sırasında neredeyse tümüyle yok olan devlet kurumlarının olmaması sebebiyle, katliam sanıklarının büyük kısmı kendi köylerinde yaşamaya devam etmiştir. Katliamın acısının halk üzerinde yarattığı etkinin dindirilmesi amacıyla, halkın kendi kuracağı mahkemelerde alacağı kararların adli olarak tanınacağının bildirilmesi üzerine "halk mahkemeleri" (gacaca ) 3'ten fazla insan öldürenleri yargılamış ve halk kendi cezasını kendisi vermiştir. Daha büyük suçlular için Birleşmiş Milletler gözetiminde Arusha Tanzanya'da bir uluslararası suç mahkemesi kurularak yargılamalar sürdürülmüştür.

Yönetmenliğini Terry George'un yaptığı Hotel Rwanda, işte bu korkunç günlerde yaşanan gerçek olayları anlatmaktadır. Ayrıca filmde, Ruanda Katliamı'na dair birçok bilgide sunulmaktadır. Olaya uluslararası tepkinin çok düşük düzeyde kalması ve BM ile Batılı güçlerin katliam karşısındaki tavırları ciddi şekilde eleştirilir.


(.) Konu ve Yorum
Filmin konusu kısaca şöyle: Aralarında büyük gerginlik bulunan iki etnik grup olan Hutu ve Tutsi'ler arasındaki barış görüşmeleri Hutu liderinin uçağının düşürülmesi ile son bulur.

Bunu fırsat bilen Hutu grubu, "hamamböcekleri" şeklinde adlandırdıkları Tutsileri sistematik şekilde öldürmeye başlarlar. Bölgedeki çok az sayıdaki Birleşmiş Milletler askeri olaylara müdahale etmekte yetersiz kalmaktadır.

Daha da kötüsü, olaylara karışmak istemeyen Amerika, İngiltere ve Fransa gibi büyük ülkelerin baskısı ile Birleşmiş Milletler askeri bölgeden çekilir. Böylece bütün dünyanın kılını kıpırdatmadan 100 gün boyunca izleyeceği ve yaklaşık 1 milyon kişinin öldürüleceği 20. yüzyılın en büyük soykırımlarından biri başlar.

Bu arada Kigali şehrindeki beş yıldızlı otelin yöneticisi olan Paul Rusesabagina, kendisi de bir Hutu olmasına rağmen, Tutsileri otelinde saklayarak kurtarmaya çalışmakta ve kendisinin ve ailesinin hayatını büyük riske atmaktadır.

Bu nasıl bir vahşettir? Sanırım canlılar içinde insandan başka hiçbir canlı bir diğerine bunu yapamaz. Ben bu filmi seyrederken gerçekten insanlığımdan utandım. Irak'a demokrasi getirenlerin! Ruanda'da neler yapamadıklarını çok güzel özetlemiş film.

Filmde içimi en çok acıtan sahne, soykırımı görmezden gelen uluslararası ekonomik güçlerin insanlar için değil ama kendi mülkiyetleri için Devlet Başkanlarına kadar ulaşıp olaya anında müdahale edebilmeleri. Hem gücün etkisine hem insanlığın bitişine şahit oluyorsunuz.

Bir de küçük bir önerim olacak: Tüm gelişmiş ülkelerin liderlerine, en baştada Bush'a her sabah yataktan kalktıklarında önce bu filmi seyrettirsinler. İşlerine bundan sonra başlasınlar. Ben eminimki dünya daha yaşanılabilir bir dünya olacaktır.

Sözü çok uzattım. Bu filmi mutlaka ama mutlaka seyredin. Adı film ama içeriği bir filmden çok öte...
Yazının devamı

Rezervuar Köpekleri (Reservoir Dogs)

Murat Yaman | 02:03 | | | | 1 Comment so far

Rezervuar Köpekleri (Reservoir Dogs)

Filmin Künyesi

Türü: Suç, Dram, Gerilim

Yapım Yılı: 1992 ABD

Süre: 99 dakika

Yönetmen: Quentin Tarantino

Oyuncular: Harvey Keitel, Tim Roth, Steve Buscemi, Chris Penn, Michael Madsen

Senaryo: Quentin Tarantino, Roger Avary

Görüntü Yön.: Andrzej Sekula

Web sitesi: reservoirdogs

Film Hakkında

Amerikalı yönetmen Quentin Tarantino'nun, ilk filmi olan 1992 yapımı Reservoir Dogs gösterildiği yıllara göre değerlendirildiğinde hiç kuşkusuz sinemada yeni bir tarzın öncüsü olmuştur. Tarantino'nun senaryosunu da yazdığı film, bol kanlı şiddet sahneleri, neredeyse hiç bir şey ifade etmeyen diyalogları ve karmaşık anlatım tarzı ile yönetmenin bundan sonra çekeceği filmlerinde yol haritası olmuştur. Ünlü aktör Harvey Keitel, bu filmde hem oyuncu hem de yapımcı olarak yer alır. Rezervuar Köpekleri ABD'de 2.832.029$ hasılata ulaşmıştır.

Filmin Konusu ve Yorumum

Joe Cabot, büyük bir elmas mağazasını soymak için, oğlunun da dahil olduğu bir ekip hazırlar. Renkleri kod isim olarak kullanan ekibin adı, Rezervuar Köpekleri'dir. Soygunun planları yapılır. En ince detayları bile gözden geçirilmiştir. Ama soygun planlandığı gibi işlemez. Mağazaya gelindiğinde tuzağa düşerler. Ekibin içinde polis olduğunun farkına varırlar. Kim, kime silahını çekeceğini, kimden şüpheleneceğini bilemez durumdadır. Sığınılan depo içerisinde bir hesaplaşma başlamıştır...

Bir musibet bin nasihatten iyidir sözünü tam anlamıyla karşılarcasına, eğer psikopat sözcüğünü sözlükten öğrenemediyseniz mutlaka bu filmi seyretmelisiniz. Michael Madsen, öyle bir psikopat rolü oynuyor ki, gerçek hayatta böyle biriyle karşılaşma olasılığı bile insanın kanını donduruyor. Kill Bill'de boynuna taktığı jiletli kolyeyi düşününce acaba filmlerin dışında da böyle bir özelliği var mı diye merak ediyorum.

Kötülerin iyisi rolündeki Harvey Keitel ve son zamanlarda adını oyuculuktan çok yönetmenliğiyle andıran Steve Buscemi'de gerçekten çok iyi bir performans sergilemişler.

Hollywood için yeni bir tarz olan ve Tarantino'nun vazgeçilmezi geyik muhabbetleri ise aslında bize çok uzak değil. Herhangi bir mahalle kahvesinde çok daha enteresan muhabbetlere rastlayabilmemiz çok büyük bir olasılık. Ama onlar bizim kadar geniş bir kültüre sahip olmadıkları için 90'ların başında bu özellik çok konuşulmuştu.

Tarantino'nun sonraki filmlerini daha iyi anlayabilmek için (özellikle de Pulp Fiction gibi kült olmuş bir filmi), mutlaka seyretmelisiniz. Çocuklarınızı TV'den mümkün olan en uzak yere göndermenizi tavisiye ederim.

İyi seyirler...

Yazının devamı

Cidade de Deus (Tanrı Kent)

Murat Yaman | 23:40 | | | 1 Comment so far

Tanrı Kent (Cidade de Deus)

Filmin Künyesi

Türü: Dram, Suç

Yapım Yılı: 2002 Brezilya, Fransa, ABD

Süre: 130 dakika

Yönetmen: Fernando Meirelles, Kátia Lund (co-director)

Oyuncular: Alexandre Rodrigues (Buscapé - Rocket), Leandro Firmino (Zé Pequeno - Li'l Zé), Phellipe Haagensen (Bené - Benny), Douglas Silva (Dadinho - Li'l Dice), Jonathan Haagensen (Cabeleira - Shaggy), Matheus Nachtergaele (Sandro Cenoura - Carrot), Seu Jorge (Mané Galinha - Knockout Ned), Jefechander Suplino (Alicate - Clipper), Alice Braga (Angélica)

Senaryo: Bráulio Mantovani (Paulo Lins'in Nobel ödüllü romanından)

Web sitesi: cidadededeus

Film Hakkında

Brezilya, Fransa ve ABD ortak yapımıdır. Brezilya'da tüm zamanların en çok izlenen filmidir. İsmini Rio yakınlarındaki bir toplu konut projesinden almıştır. Yönetmenin hayatının bir bölümü de burada geçmiştir. Filmde oynayanların çoğu bölgenin fakir insanlarıdır ve hiçbiri oyunculuk eğitimi almamışlardır. Brezilya Devlet Başkanı Lula'nın filmi izledikten sonra sosyal politikalarını değiştirmeye karar verdiği iddia edilir.

Konu ve Yorumum

Tanrı Kent benim en iyi filmler listemde The Matrix’den sonra ikinci siradaki, seyrine doyum olmayan, tekrar tekrar seyredilmeyi hak eden müthis film... Bugüne kadar böyle seyrettiğim en güzel dram filmi. Yönetmen, senaryo, oyuncular ve çekimler hepsi tek kelimeyle mükemmel...

Li'l Zé’nin filmin başında görülen çarpık dişleri, filmin geri kalanının da bu kadar doğal olacağının işaretleri sanki.

Filmde kimse rol yapmamış, herkes rolünü yaşamış dersem yalan olmaz. Bir infaz sahnesinde, küçük oyuncu yaşadığı korkuyu öyle mükemmel anlatıyor ki, siz de oturduğunuz yerden o korkuyu iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Milyonluk bütçelerle çekilen korku-gerilim filmlerine küfredip, işte korku öyle değil böyle anlatılır, hatta yaşattırılır dedirtiyor insana.

Getto’da cekilen sahneler, National Geographic’de seyrettiğim belgesellerden bile daha etkileyici.

Kısacası, mutlaka ama mutlaka görülmesi gereken, mükemmel bir bas yapıt!

Siz bu film hakkında neler düşünüyorsunuz? Yorumlarınızı paylaşırsanız çok sevinirim.

Yazının devamı